ALACAHÖYÜK (Horamözü)

İlk kez 1835 yılında, bir gezgin tarafından kültür dünyasına tanıtılan Alacahöyük, o yıllardan bu yana, ziyaretçilerin uğrak yeri olmuştur.

Alacahöyük, önceleri, başka hiçbir Hitit kentinde görülmeyen Hitit kabartmaları ve iki adet yarı heykel tarzındaki anıtsal sfenksleri ile dikkati çekmiş, bir kaç kısa süreli araştırmayı takiben Atatürk'ün emri ile ilk büyük kazı dönemi başlamış ve o zamanlar höyüğün üzerinde olan köy, taşınmış ve kazının daha ilk yılında itibaren Hitit öncesine ait Hatti prens ve prenseslerin mezarlarının bulunmasıyla önemi iyice anlaşılmıştır.

1935 yılında Prof. Dr. Remzi Oğuz ARIK'la başlayan kazı, daha sonra Dr. Hamit Zübeyr KOŞAY ve Mahmut AKOK tarafından 1983 yılında kadar sürdürülmüş ve üst üste 15 yerleşimin, 4 ayrı kültür katına dağılımı saptanmıştır.

Bunlar:
I-Osmanlı, Bizans, Roma, Hellenstik, Frig Kültürleri
II-Hitit Kültür Katı
III-Eski Tunç Çağı-Hatti Kültürü
IV-Kalkolitik (Maden+Taş karışımı Dönemi) olarak yukarıdan aşağıya doğru sıralanmıştır.

1983 yılında ara verilen kazılar, 1996 yılında, Prof. Dr. Aykut ÇINAROĞLU tarafından yeniden başlatılmıştır.

Alaca Höyüğü günümüzde gezenler, öncelikle iki anıtsal yarı heykel yarı kabartmasının sfenksin süslediği kapının iki yan duvarlarında soldakinde yer alan baş tanrıyı temsil eden boğa, önünde eğri kılıcı ile kral ve arkasında kraliçeyi takip eden dini törene katılanlar yer almıştır. Sağ tarafta ise tahtında oturan tanrıçaya doğru ilerleyenlerin betimlendiği kabartmalar vardır. Bu görkemli kapı ile "Mabet-Saray" diye anılan ve üstü açık taş döşeli bir avlunun iki yanında yer alan odaların bulunduğu yapı gezilir. Taş döşeli avlunun solunda ve aşağıda Eski Tunç Çağına ait prens ve prenses mezarları görülebilir. Bu mezarlar Hitit Öncesi Dönemi, Hatti Beylerine ait olup, sözde "Hitit Güneş Kursu" ve standartlarının açığa çıkartıldığı mezarlardır. Höyüğün batı yanında, "Potern' diye bilinen "Gizli Geçit" ten geçilerek, Hitit'lerin savaş zamanındaki heyecanı yaşanabilir.

Sfenksli Kapı ve Mabet-Saray yapısının doğusunda da, yeni dönem kazılarda ortaya çıkartılan Hitit Çağı ihata duvarı ve bununda önünde yer alan tabanları taş döşeli, tahıl depoları görülebilir. Bunlardan büyük olanı, Hitit şehirlerinde günümüze değin açığa çıkartılan ve korunan en görkemli odadır.

 

Höyük

Alaca'nın 15 km kadar kuzeybatısında, Boğazkale'nin ise 34 km kuzeyindedir. Burada 1935 yılından bu yana yürütülen kazılarda saptanan dört kültür katından, bugün ikisine ait kalıntılar ören yerinde görülmektedir.

Alaca Höyüğü gezenler, ilk önce, Hitit Çağı'nın başka hiçbir şehrinde bulunmayan yarı heykel yarı kabartma tarzındaki anıtsal iki sfenksin (İnsan başlı, aslan vücutlu, kanatlı karışık varlık) bekçilik ettiği iç kale kapısı ile karşılaşılmaktadır.

Bu kale kapısı koruyucu sfenkslerinin önünde bulunan kapı kulelerinin ön ve giriş bölümündeki kabartmalarında diğer Hitit Kentlerinde benzeri yoktur. Bunlardan sol taraftakinde, en önde, baş tanrıyı temsilen bir sunak üzerinde duran boğa heykeli önünde, ibadet eder pozda kral (ucu kıvrık asalı) arkasında sırası ile törene katılan kraliçe, kurban getiren, üç saray mensubu, bir yere dayanmadan duran merdivene elleri ile tutunmadan tırmanan cambaz ve yardımcısı ile hançer yutanın yer aldığı sahne ve en arkada bir boğanın çektiği araba tasvirli taşlar yer alır. Sağ kule önünde ise tahtında oturan ve elinde altın tas tutan bereket tanrıçası ve buna doğru ilerleyen tören erkanı tasvirleri vardır.

İki kulenin giriş tarafındaki kabartmalar, büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Hitit Çağı'nda bu kabartmalı taşların iki sıra üst üste olduğu anlaşılmıştır. Bu girişteki kulelerinin Hitit şehrine açıldığı yerde duran sfenkslerin yan kısımlarında pençelerinde tavşan tutan çift başlı kartal ve üzerinde çok tahrip olduğundan tam anlaşılamayan tanrı ya da tanrıça kabartmaları vardır.

Bu girişle Hitit Mabet Sarayı'na ulaşılır. Ortada, üstü açık taş döşeli avlu ve bunun iki yanında yer alan odalardan oluşan çok büyük bir bina vardır. Bu binanın fonksiyonu tam olarak anlaşılamadığından "Mabet-Saray" olarak tanımlanmıştır.

"Mabet-Saray" yapısının hangi Hitit Kralı tarafından yaptırıldığı bilinemediği gibi yapıya giriş veren sfenksli kapı kulesindeki tasvirlerinde hangi Hitit Kralı'na ait olduğu henüz açıklanamamıştır.

Mabet-Sarayın üstü açık avlusunun sol alt yanında Hitit Dönemi öncesine ait Hatti Çağı prens ve prenses mezarları görülmektedir. Bunlar iki bölmeli olup, birinde ölü diğerinde ölü hediyeleri vardı. Ölü hediyeleri arasında yaygın ama yanlış biçimiyle tanımlanmış "Hitit Güneş Kursları"da bulunmuştur. Hititlerin Anadolu'ya gelmelerinden yaklaşık 300-400 yıl öncesine ait "Hatti" kavminin yönetici ve eşlerine ait bu mezarlarda ele geçen son derece zengin altın ve gümüşten yapılı ölü hediyeleri arasında süs eşyaları ve kap kacaklar, bugün, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca dünyanın en eski demir eşyasıda buradaki on üç mezardan birinde bulunmuştur. Bu mezarlarda bulunan altın ve gümüşten yapılmış kap-kacak, süs eşyaları ve savaş aletleri, ünlü Troya Hazinelerinde bilebulunmayan geyik ve boğa heykelleri

 

 

şeklindeki standartlar ve güneş kursları Hatti sosyal hayatını ve ölü gömme adetleri hakkında bizi aydınlatan tek buluntu grubudur. Eski Tunç Çağı diye de adlandırılan bu dönemde Anadolu'da yazı henüz kullanılmamaktaydı. Ancak aynı Çağda Mezopotamya'da hüküm süren Akkad Devleti'nin kralları o dönemde buralara "Hatti Ülkesi" ve insanlarına da "Hattiler" diyorlardı.

Alacahöyük'te Hitit Çağı'na ait görülebilecek üç ayrı yapı daha vardır. Bu nlardan birincisi, Mabet-Saray'ın doğusunda, Alacahüyük Beldesi yönünde yeni kazılarda ortaya çıkartılan tahıl depolarıdır. Bunlar, tabanları taş döşeli duvarları bitki dalları ile kaplı yüksek tavanlı, depo odalarından oluşan yapı ve bununda arkasında yer alan uzun duvardır.

Höyüğün batısındaki gizli geçit 'Potern'de Hitit Çağı'nda bir savaşta dış dünya ile iletişimin nasıl sağlandığı hakkında güzel bir örnektir. Ziyaretçiler, Hititlilerin yaptığı gibi bugünde bu gizli geçitten geçerek 3500 sene öncesi heyecanı yaşayabilirler.
Alacahöyük'teki yerel Arkeoloji Müzesi, ziyaretçilere kazıda bulunan eserlerin bazılarından örnekler sunmaktadır.

Alacahüyük Hitit Barajı

M.Ö. 13. yüzyılda Hitit Kralı IV. Tuthalia zamanında ülkede büyük bir kuraklık ve bunu takiben de kıtlık baş göstermişti. Ertesi yıl Hitit Kralı önlem olarak topraklarında 13 tane baraj yaptırdığı çivi yazılı belgelerden bilinmektedir. Alaca hudutları içerisinde Hitit Çağı'ndan kalma iki baraj vardır. Bunlardan bir tanesinin üzerine Örükaya barajı kurulmuştur. İkincisi ile Alacahöyük'e 500 metre kadar uzaklıkta Gölpınar adı ile de anılan yerdir. Burası bugün dahi sulama amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bu Hitit Barajının hemen güneyindeki alanın adı "Köşk yeri" dir ve buradan derlenen Hitit kabartmaları günümüzde Alacahüyük'te sergilenmektedir. Dünyanın en eski barajlarından birini görmek isteyenler, Alacahüyük-Gölpınar'ı ziyaret etmektedirler.

 


--ANASAYFA--